Öncelikle herkese iyi bayramlar. Umarım çok güzel bir bayram geçirirsiniz. Bütün müslüman aleminin Ramazan Bayramı mübarek olsun. 11 temmuz'dan bu güne kadar yazı yazamıyorum. Bir önceki yazımı da alelacele yazıp Çeşme'ye gitmiştim.Çeşme'yi duyunca hemen atlamayın ooo süper hayat sana güzel diye
Hem çalışıp hem tatil yapıyordum. Hepsini anlatacağım ama biraz daha sabır. İzmir'e geri dönmesine geri döndüm ama şimdi de ablamın düğün telaşıyla uğraşıyoruz. Önümüzdeki cumartesi yani 26 Eylül'de ablamın düğünü var. bu yüzden yazı yazmak için biraz daha bekleyeceğim sanırım. Bu arada bütün arkadaşlarımı düğüne bekliyorum. Son 3 gündür adam akıllı internete girebiliyorum. Bu yüzden de yaz boyunca birşeyler karalayamadık. En kısa zamanda Nerede Kalmıştık ? diyerek yazılarıma devam edeceğim…
Nerede Kalmıştık ?
21 Eylİnternet Nedir ? Türkler Niçin Kullanır ?
10 MayBirazdan okuyacağınız yazı baştan aşağıya eleştiri yüklü bir yazı olacak. Artık yetti dedirtecek olaylardan sonra bu yazıyı yazmaya karar verdim. Birazdan okuyacağınız şeyler rahatsız verici olabilir. İsterseniz bu yazımı okumayın hatta. Sizi de eleştiriyor olabilirim.
Yazının kısa giriş bölümünde de belirttiğim gibi bu yazı gerçekten rahatsızlık verici olabilir. Başlıkta ” Türkler interneti niçin kullanır ? ” diye bir genelleme yaptığımın da farkındayım. Herkes bu şekilde davranmıyor tabiki. Yazım benden bu şekilde davranan insan topluluğuna gelsin.
Forum nedir ? Forum dendiği zaman ne anlıyoruz ?
Forum ingilizce bir sözlük olup “meydan” anlamına gelir. Gerçek hayatta birbirini tanımayan insanlar nasıl bir meydanda bir araya gelip , iletişim kuruyorsa internetin meydanı da aynı şekildedir. Birbirini tanımayan insanlar internetteki forumlarda bir araya gelip birşeyler paylaşırlar. Türkiye’de paylaşılan şey çoğunlukla illegal içeriklerdir. Filmlerin , müziklerin , programların , oyunların , kitapların ve aklınıza gelebilecek birsürü içeriğin çoğunlukla paylaşıldığı yerler forumlardır. Buraya kadar herşey normal denilebilir. Neden normal diyorum sadece Türkiye’ye özgü olan bir durum söz konusu olmadığı için. Bu paylaşılan şeylere nezaketen teşekkür etmek de forumlar için önemlidir. Ama çalışmayan linkler için teşekkür etmek , bir konunun altına konuyla alakasız , hiç olmayacak şeyler yazmak , bazı yazılara aşırı tepki vererek küfür etmek , kendi reklamını yapmak sanıyorum sadece bizde bu kadar popüler. Kardeşim linkler ölü , lütfen linki yenilermisin diyen bir forum mesajının altına hiç bakmadan teşekkür ederim , paylaşımın için sağol kardeşim yazmak ne demek ? Ya da arkadaşlar bilmem kaç senesinde böyle bir çizgi film vardı , konusu böyle böyleydi , türkçe dublajını bulup ekleyebilir misiniz? diye mesaj yazan bir insana paylaşımın için teşekkürler yazmanın alemi ne ? Niye teşekkür ediyorsun ? Adam bir isteğini forumda seninle paylaştı diye mi ? Aslında cevabını bildiğim şeyler için bu insanlara kızıyorum. Bu insanların amacı foruma çok fazla mesaj gönderip , yazdığı mesaj sayısını arttırmak. Peki ne oluyor bir sürü boş mesaj gönderince ? Cevabı çok basit. Mesaj sayısı arttıkça forumdaki rütbesi (!) de artmış oluyor. Böylece sözüm ona forumda daha saygın bir yere gelmiş oluyor. İleride bu tipleri moderatör yapıyorlar. Forum onlardan sorulmuş oluyor. 2005 yılında daha sık girdiğim bu forum sitelerinden bir tanesinde tanık olduğum bir şeyi de yeri gelmişken paylaşayım. Mesaj sayısı benden daha az olan bir eleaman iki günde kasıp yaklaşık 1000 – 1500 tane konuya cevap yazıp mesaj sayısında beni geçti. Daha sonra da moderatör oldu. Demek ki iki günde dünyanın mesajını yazmak — ki çoğu Teşşekkürler kardeşim , çok sağol vb. —– insanları bu tip yerlerde üst sıralara taşıyabiliyor. Bu forumlarda her telden konu bulunur. Rüya tabirlerinden oyunlara , E- booklardan siyasete her konu mevcuttur. Size tavsiyem bu çöplük tarzı sitelerden birine üye olacaksınız kendinizi çok kaptırıp da zamanınızı öldürmeyin.
Blog nedir ? Blog dendiğinde ne anlıyoruz ?
Blog yazmak normalde bir hobidir. İnsanın kendi düşüncelerini rahatça yazabildiği , kimsenin karışmadığı çok güzel mekanlardır. Blogger.Com ve WordPress.Com gibi sitelerde blog yazmak isteyen herkes sayfa oluşturabilir. Ne yazıkki biz bu tip siteleri amaçları dışında, hiç olmayacak şekilde kullanıyoruz. Sonra da bu servisler kapatılınca neden kapatıldı diye kızıyoruz. Adamlar bu servisleri kapatmakta yerden göğe kadar haklılar. Sana blog yazasın diye sunulan bu servisleri , “Kurtlar vadisi bilmem kaçıncı bölüm , Prison Break bilmem kaçıncı bölüm , bilmem kimin şu albümü , yok şu programın crack dosyası , bilmem kimin +18 vidyosu gibi amacından saptırılmış şeylerle doldurursan , niye kapattılar yahu diye kızmayacaksın. Programı tanıt tamam , diziyle ilgili görüşünü bildir tamam , albümü tanıt ona da tamam ama bu tip şeylere girme. Kendi halinde blog yazan insanların servislerinin kapanmasına neden olma. WordPress.com’a giriyorum en çok girilen bloglarda hep bu tip bloglar var. En revaçta olan bloglar bunlar. Göz göre göre bu tip servislerin kapanmasına neden oluyorlar.
Blog yazılarının altına bazen o kadar kötü yorumlar yapılıyor ki , insan şaşırıyor. Ben Prison Break’in 4. sezonu başladı diye yazı yazmışım , adamın biri gelmiş niye indirme linklerini vermiyorsun diye küfür etmiş. Ben sana indirme linklerini vermek zorunda mıyım? Nasıl böyle saçma bir düşünce yapısına sahipse bir de küfür ediyor. Onun için yorumlarda kısıtlamaya gittim. Adam akıllı yorum yapan (iyi veya kötü) adını , adresini yazsın yorumunu yapsın. eleştiriyorsa adam gibi eleştirsin. Nasıl bir saçma mantıktır hala daha çözebilmiş değilim.
Birbirinin kopyası içerik
İnternete bir konuyu aratırken sizde dikkat etmişsinizdir. Arattığınız konuyla ilgili çıkan sonuçlar bazen birbirinin kopyası şekliinde karşınıza çıkar. Bir sitede (çoğunlukla forumlarda) okuduğunuz yazıyı başka bir forumda tekrar okursunuz. Arasında hiçbir fark yoktur. Direk kopyala yapıştır yapılmıştır. İzin verilen ölçüde bir yazıyı kendi bloğunuzda , sitenizde , forumunuzda yayınlayabilirsiniz. Bunu bende yapıyorum, gayet de normal. Ama bir siteden bir yazıyı aldıysanız veya alıntı yaptıysanız en azından kaynak göstermeniz gerekli. Ben alıntı yapıp da kaynağını bildiğim tüm yazıların altına hangi siteden / forumdan / blogdan alıntı yaptıysam , alıntı yaptığım sitenin adresini belirtiyorum. Olması gerken de bu. Ama çoğunlukla forumlarda bu iş bu şekilde yürümüyor. Millet kopyala yapıştır yapıyor altına hiçbirşey yazmıyor. Ama artık “Alıntıdır…” ibaresini kullanıyorlar. En azından bu da bir gelişme. Belki ilerleyen zamanlarda linkleri de verirler.
Birbirinin kopyası yazıların nedeni de belli. Bu sitede herşey var dedirtmek. Bir süre sonra bu siteler büyük bir çöp yığınına dönüşüyorlar. İnsanlar bir süre sonra sıkılıp bu tip sitelerde zaman geçirmemeye başlıyorlar. Büyük forum olmaya çalışan siteler de birbirinden çaldıkları içeriklerle biryerlere gelmeye çalışıyorlar.
Bir forumda yüksek bir konuma gelmek veya bir blog yazısına küfür etmek insanlara ne kazandırıyor bilmiyorum.Bu davranışların sonunun gelmeyeceği , çoğalarak devam edeceğini çok rahatlıkla görebiliyorum.
Geçiyorken Uğramışlar
8 MayBugün interneti karıştırırken canım sıkıldı ve Fenerbahçe’nin resmi sitesine gireyim dedim. Haberleri okurken çok ilginç bir habere rastladım. O haberi de sizlerle paylaşmak istedim. Çok güzel ve çok enteresan bir haber olduğu için direk kopyala – yapıştır yapıyorum….
Geçiyorduk, uğradık
Uruguay’dan 2007 yılında yola çıkan ve 1977 model bir arabayla dünya seyahati gerçekleştiren Uruguaylı Sabah ailesi, Samandıra Kamp Merkezi’nde, oyuncumuz vatandaşları Diego Alfredo Lugano’yu ziyaret etti.
Baba Hermano ile oğulları İsmael ve Marcio’dan oluşan 3 kişilik Sabah ailesi, atalarının Türk kökenli olduğunu ve İzmir’den Arjantin’e oradan da Uruguay’a göç ettiklerini söyledi. 2 yıl önce başladıkları Dünya seyahatlerinin amacının Uruguay ve Uruguaylıları tanıtmak olduğunu söyleyen Sabah Ailesi’nin üyeleri, ülke ülke gezerek, yurt dışında çalışan Uruguaylıları ülkelerine çağırdıklarını, onlardan emek ve yeteneklerini ülkeleri için harcamalarını istediklerini dile getirdi. Şimdiye kadar 33 ülke gezdiklerini ve 60 bin kilometre yol katettiklerini belirten baba Hermano bundan sonra 60 bin kilometre daha gideceklerini, aynı şekilde Uruguay’a geri döneceklerini ve 1977 model Citroen marka otomobilleriyle toplam 240 bin kilometre yol kat etmiş olacaklarını ifade etti. Otomobil mekaniğinden de anladığını belirten baba Hermano “Türkiye’den geçerken, Ulusal Futbol Takımımızın kaptanı Lugano’yu da görmek istedik. Kabul ederse, kendisini bu arabayla Uruguay’a götürmek istiyoruz” dedi. Ziyaret karşısında çok sevinen ve vatandaşlarını karşısında görünce duygulanan Lugano ise, “Türkiye’de ilk defa Uruguay plakalı bir otomobil görüyorum. Bu bile beni heyecanlandırmaya yetti. Biz Uruguaylılar da Türkler gibi bir birlerine bağlı, sıcak kanlı insanlarız. Uruguaylı vatandaşlarımı burada görmekten dolayı çok mutluyum. Ancak tekliflerini geri çevirmek zorundayım. Çünkü zaten ben burada, Türkiye’nin en büyük kulübü olan Fenerbahçe’de futbol oynayarak, ülkemin tanıtımını en iyi şekilde yapıyorum ve Uruguay’a katkı sağlıyorum” diye konuştu.
Takımımızın antrenmanı izleyen Sabah Ailesi, Lugano’yla uzun uzun sohbet ettikten sonra tesislerimizden ayrıldı. Baba Hermano Türkiye’den sonra Ortadoğu’ya geçeceklerini, turlarının Avustralya’ya kadar süreceğini sözlerine ekledi.
Tekken : Dark Resurrection
6 May
Diğer karekter ise Emily Rocherfort veya bilinen takma ismiyle “Lili”. Lili Monaco’lu zengin petrol patronunun tek kızı. 16 yaşında olan bu kız dövüşmeyi çok sevdiği için sokak aralarındaki dövüşlere katılır. Babasından gizli olarak katıldığı dövüşlerden birinde şampiyon olunca Tekken turnuvası için bir davet alır. İşin hikaye kısmı uzun ve ingilizcemin yetersiz oluşundan dolayı hikayenin devamını atlıyorum. Lili dövüşlerde bile güzel ve zarif görünmeye çalışır. Kibirli hali dövüş sırasında bile kolayca görülebilir. Lise öğrencisi olan bu hatun sokak dövüşlerini hobi olarak edinmiştir. Modayı , kazanmayı , babasını ve uşağı olduğunu düşündüğüm Sebestian’ı çok sever. Kaybetmekten , babasını üzgün görmekten ve Mishima Zaibatsu’dan nefret eder. Zaibatsu ne alaka diyeceksiniz , hikaye kısmının devamını okuyun. Arcade Modu Dereceleri
Mini Oyunlar Oyunun diğer gizli özellikleri için buraya ve buraya göz atabilirsiniz… Tekken Kızları * Cem Yılmaz ve G.O.R.A’ya sevgiler… Neden Tekken kızları diye ayrı bir paragraf açtığıma gelince. İnternette bu oyunla ilgili araştırma yaparken değişik şeylere de rastladım. Tekkenpsp.com internet sitesi adından da anlaşılabileceği gibi bu oyun için kurulmuş bir site. Site flash tabanlı hazırlanmış ve gayet de güzel olmuş. Si Tekken Fanatiği PSP severlerlere müjde Ign.com’un haberine göre Tekken 6′nın PSP sürümü de çıkacak. Tekken 6′nın Playstation 3 ve Xbox 360 versiyonlarının bu sonbaharda çıkacağı duyurulmuştu. PSP sürümünün de yine sonbaharda piyasada olması bekleniyor. Oyunda Tekken : Dark Resurrection’da olduğu gibi küçük birkaç eklemenin olması bekleniyor. Tabiki Ad-hoc modu ve Ghost modu* da yeni oyunda olacak. Skaty’de kendi sitesinde bu habere yer vermiş. Ign.com’daki habere ulaşmak için de buraya göz atabilirsiniz. * Ghost Modu : Arcade Modda dövüşürken oyunu duraklatıp seçeneklerden açabileceğiniz bu mod sayesinde arkadaşlarınızla ve internetten indireceğiniz diğer oyuncuların dosyalarıyla mücadele edebilirsiniz. Ghost Modu sizin oyun sisteminizin analizini yaparak buna göre bir oyun sistamatiği oluşturur. Sizin hareketleriniz ve olaylara vermiş olduğunuz tepkiyle oluşturulduğu için oyunun kendi yapay zekasından daha gelişmiş oyuncular oluşturmanızı sağlar. Yeni Canavar , Yeni Efsane Son olarak;
* Divine Fist : Oyundaki en yüksek derecedir. Bu dereceye ulaşabilmek için Tekken Dojo modunda “Heaven Dojo” yu bitirmek gereklidir. Hatta bitirmekle kalmayıp, Heaven Dojo modundan hemen sonra çıkacak Jinpachi’yi de yenmeniz gerekiyor. Jinpachi’yi yendikten sonra Divine Fist derecesine erişebiliyorsunuz. Eğer karakterinizde hemen “Divine Fist” yazmazsa panik yapmayın. Arcade modda birkaç maç yapın. Oyunun kaydolduğundan emin olun ve oyunu kapatıp açın.
Tekken: Dark Resurrection’da göze çarpan özelliklerden biri de minik oyunlar. Ancak bu oyunları oyunu açar açmaz oynayamıyorsunuz. Daha doğrusu kilitli ounlar. Bu oyunları oynayabilmeniz için yapmanız gereken şeyler var. Örneğin Command Attack oyununu oynayabilmeniz için Story Modunu iki kere bitirmeniz gerekiyor. Tekken Bowling oyununu oynayabilmeniz içinse Story Modunu üç kere bitirmeniz gerekiyor.
Tekken bir dövüş oyunu olduğu için oyuncu kitlesinin büyük bir çoğunluğunun erkeklerin oluşturması çok normal. Şu ana kadar Tekken oynayan bir kız görmüş değilim. Varsa da kendilerini tebrik ederim — tevkifdir o
*–. Hal böyle olunca oyundaki bayan karekterler de bir hayli güzel , erkeklerin ilgisini çekecek cinsten giyinmişler. Oyunda yedi tane bayan dövüşçü var. Bunlar İrlandalı Anna Williams , Japon Asuka Kazama , Brezilyalı Christie Monteiro , Amerikalı Julia Chang , Monakolu Lili , Çinli Ling Xiaoyu ve son olarak yine İrlandalı Nina Williams.
teye girerken yaşımı sorması , yani sitede yaş sınırının olması beni ilk başta şaşırttı. Ama siteyi biraz kurcalayınca kendilerine hak verdim. Sitede Tekken Girls isimli bir bölüm yer alıyor. Bu bölümde Christie , Lili ve Xiaoyu’ya oldukça benzayen modellerin fotoğraf çekimlerine ve fotoğraflarına ulaşabilirsiniz. Ayrıca fotoğraflara Maxim isimli erkek dergisinin internet sitesinden de ulaşabilirsiniz. Bu sitedeki habere göre oyunun çıkış tarihi olan 2006 yılında çekilen DOA: Dead or Alive (Ölü yada Diri) isimli filmden ilham alındığı da belirtiliyor.
90′lı yılların başlarında dövüş oyunlarından bahseden makalede öne çıkan en önemli iki oyun Mortal Kombat ve Street Fighter olurdu. Bu popüler iki oyunun çok sıkı fanatikleri vardır. Mortal Kombat sevenler Street Fighter’a ısınamaz. Aynı durum Street Fighter sevenler için de geçerli. Kendimden örnek vermek gerekirse Mortal Kombat fanatiği olan bir insan olarak diğer dövüş oyunlarından uzun bir süre uzak durdum. Sega Mega Drive 2′deki Mortal Kombat Ultimate oyununu bilenler bilir. Tam bir efsanedir. Ama efsane sona ermiş gibi görünüyor. Yeni Mortal Kombat oyunlarına rağbet istenildiği gibi değil. Bunun en önemli nedenlerinden biri Playstation. Playstation oyun pazarında liderliği ele geçirince dövüş oyunularında da yeni bir canavar yarattı : Tekken. İşte yeni canavar , yeni efsane…..
- Tekken: Dark Resurrection ile ilgili bu kadar bilgi bana yetmedi diyorsanız Gamespot‘a göz atabilirsiniz.
- Bu oyunu almak istiyorum diyorsanız Amazon.Com‘a , Teknosa.Com‘a Morfare.Com‘a göz atabilirsiniz.
- Bu oyunun Torrent’i yok mudur ? diyorsanız : GT1 , GT2 , Btjunkie
- Torrentle kim uğraşacak diyorsanız buraya , buraya ve buraya göz atabilirsiniz.
4.000 yıllık yazıttan yapay zeka çıktı!
27 NisYapay zeka kavramı son dönemde iyice hayatımıza girdi; aynı 4.000 yıl önce olduğu gibi…
Indus Yazıtlarının 4000 yıllık gizemi çözülüyor mu?
Güney Asya’daki en eski kent uygarlı olduğu kabul edilen Indus Vadisi Uygarlığı ile ilgili yapılan araştırmalar sonucunda arkeolojisiler 1500′den fazla kalıntı buldular. Bulununan kalıntıların pek çoğunun üzerinde sembollerle işlenmiş bir çeşit yazıt yer alıyordu. Bu yazıtlar ilk olarak 1877′de Alexander Cunningham tarafından ciddi biçimde ele alındı ve yıllardır gizemleri çözülmeye çalışılıyor. Araştırmacıların çoğu sonunda bunların dini veya politik sembollerden ibaret olduğu ve konuşulan bir dilin yazılı karşılığı olmadığında hem fikir oldular.
İÖ 2600 ve 1900 yılları arasına ait olduğuna inanılan yazıtlar geçtiğimiz günlerde uzmanlık alanı makinelerin öğrenmesi (machine learning) ve yapay zeka olan Rajesh Rao adlı bir bilim adamı tarafından tekrar incelendi. Rao, sembolleri gelişmiş bir yöntem ile günümüzde varlığı bilinen ve her biri konuşulamayan birer dil kabul edilen dört örnekle karşılaştırdı. Bunlar insan DNA’sı, Fortran, bakteri protein sıralanımı ve yapay zekaydı.
Ortaya çıkan sonuçlar, Indus yazıtlarının kendi içerisinde bir sıralaması ve dil bilgisi olduğu ortaya koyuyor. Her ne kadar karşılıkları tercüme edilememiş olsa da, Rao Indus yazıtlarının günümüzdeki yapay zekayı oluşturan mantığa son derece yakın olduğunu keşfetti.
Rao’nun araştırmaları pek çok araştırmacı tarafından heyecan verici olarak karşılansa da, bilim adamları henüz elimizde Indus dilini çözmek için yeterli veri olmadığı konusunda birleşiyorlar.
* Haber Chip Online sitesinden alınmıştır. Orjinal Link: Chip Online
Biraz spordan bahsedelim
27 NisEn son yazım Fenerbahçe – Galatasaray derbi maçıyla ilgiliydi. Nasıl bir maç umarken futbolun bile doğru dürüst konuşulmadığı bir maç bulduk. İki takımda lige havlu atmayı garantiledi. zaten Fenerbahçe’nin Ankaraspor yenilgisi “bitse de gitsek” diyen futbolcuların duygularının dışa vurumuydu adeta. Maç izlemek yerine eve saldıran sinekleri öldürmek daha zevkliydi. Maç seyretmedik tavandaki sinekleri öldürdük. Sinek muhabbeti ayrı bir konu ama bu yazımda sadece spordan bahsedeceğim.
Ronaldinho Kovulmuş , Alex Kim ?
İşte gerçek bir Fenerbahçelinin sabrının taştığı durum. Biz üye olup da bu tip yerlerde konuşamıyoruz. Hem İzmir’deyiz , hem o kadar paramız yok. En azından bizim gibi düşünen insanların olması sevindirici. İşte noktasına bile dokunmadan direk kopyala yapıştır yaparak Sayın Eli Niyego’nun söylediklerini yazıyorum..
‘Ronaldinho kovulmuş, Alex kim?’
F.Bahçe’nin Yüksek Divan Kurulu olağan toplantısında konuşan kurul üyesi Eli Niyego, futbol takımı oyuncularının tamamının gönderilmesini isterken, “Atın bunları altyapıya. Barcelona Ronaldinho’yu kovmuş, Alex kim? Keyfi varsa oynayacak, keyfi yoksa oynamayacak” dedi!
Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri’nde yapılan toplantıda söz alan Niyego, 6 ay önce formasını çiğneyen bir sporcunun Fenerbahçe’de yeri olmadığını söylediğini hatırlatarak, ”Nihat Özdemir, o zaman ‘Yönetime rapor gelmedikten sonra ceza yetkilisi değiliz’ demişti. Şube yöneticileri neye yarar? Sayın Özdemir, milyonlarca gözün gördüğü hadiseleri en az sizler de bizim kadar görüyorsunuz. Eğer bu şube size bunu rapor etmiyorsa, bu yönetimin görevi değil midir? ‘Arkadaş siz neden bunu yönetime bildirmiyorsunuz’ diye neden sormuyorsunuz?” dedi.
Futbol takımının bugünkü durumunun yönetimin suçu olmadığını anlatan Niyego, şöyle devam etti:
”Bu sizin suçunuz değil, sizin iyi niyetiniz. Onlara gösterdiğiniz yakın alaka bu günlere getirdi. Dünkü basketbol maçında bazı mihraklar ne yazık ki bu kadar şevkle bu kulübe mesailerini veren insanlara ‘istifa’ diye bağırıyor. Geçen sene başarıdan başarıya koşan aynı futbolcular. Bir iki kişinin gitmesiyle bir şey değişmez, fakat bu takım bitmiş. Brezilyalı antrenör gittikten sonra Semih dahi Brezilyalı oyuncuların yanına dönüş yapmış durumda. Sayın başkanım, bir gazetedeki demecinizde ‘Beni alt etmek için futbolcularım bana ihanet ediyor’ demişsiniz. Evet, doğru ihanet ediyorlar size başkanım. Kaptan bir maç yok, isterse oynuyor isterse oynamıyor. Bu takımın, bu sene özür dileyerek tamamının gitmesini talep ediyorum. Atın bunları altyapıya. Barcelona Ronaldinho’yu kovmuş, Alex kim? Keyfi varsa oynayacak, keyfi yoksa oynamayacak.”
Niyego’nun takımı eleştiren konuşmasının ardından üyeler alkışladı. Bu arada, Niyego’nun, kulüp başkanı Aziz Yıldırım’a dönerek, ”Bir gazetede okudum. ‘Beni alt etmek için futbolcularım bana ihanet ediyor’ demişsiniz. Böyle dediniz mi?” şeklindeki sorusu üzerine Yıldırım’ın, ”hayır” anlanımda başını iki yana salladığı görüldü.
Üyelerden Ali Polat ise daha önce milli takım oyuncusu Semih’in yerine Güiza’yı oynatan teknik direktör Luis Aragones’in milliyetçilik yaptığını söylediğini hatırlatarak, İspanyol teknik adamın olayları okuyamadığını, futbolcularla etkili bir iletişim kuramadığını ileri sürdü.*(Ajansspor)
Fenerbahçe Ülker – Galatasaray Cafe Crown
Basketbolu elimden geldiği kadar takip etmeye çalışıyorum. Geçen sene maçları şifresiz olarak Ntv veriyordu. Ne kadar güzeldi , ne kadar rahattık. Maçları güzel güzel takip ediyorduk. Bu sezon başından beri maçları Spormax (Digiturk) yayınlıyor. Digiturk olmadığı için maçları seyrdemiyoruz. Artık yapacak birşey yok. Fenerbahçe’nin yüzüncü yılında final serisinde (Efes Pilsen ile oynanan) maçları Abdi İpekçi’den canlı olarak izlemiştim. Hatta kupa aldığımızda ben de oradaydım. Bunlar güzel şeyler. Bunları neden yazıyorum. O zamanki kadrodan günümüze pek de bir bozulma yok. Hatta iki genç yabancı oyuncumuz Vidmar ve Preldziç gün geçtikçe tecrübe kazanıyorlar ve kendilerini geliştiriyorlar. Griçek gibi bir NBA yıldızı da kadromuzda. Gerçekten etkileyici ve güçlü bir kadromuz var. Ama sene başında takımdan ayrılan Solomon , Fenerbahçe Ülker’i kötü yönde etkiledi. Süper bücür Green onun boşluğunu doldurmaya yetmedi. Sakatlıkların fazla oluşu da takımı kötü bir şekilde etkiledi. Ama şu anda bildiğim kadarıyla tam kadroyuz. Solomon takıma geri döndü, Ömer Onan ve Ömer Aşık iyileşti vb. Galatasaray ile derbi maçına çıktık. Çok rahat bir oyunla 89 -62 yendik. Zaten Galatasaray maçı ismi olduğu için derbi olduğu için önemli bir maçtı. Kalite olarak (bence) pek de ahım şahım bir takım değil. Her ne kadar puan durumunda bizim hemen altımızda yer alsalarda benim görüşüm böyle. Bayanlarda da aynı durum geçerli. Galatasaray Avrupa’dan kupa aldı da ne oldu. Fenerbahçe gene cimbomu vurdu. Önce Türkiye Kupası’nda finalde kazandı. Şimdi de yanlış hatırlamıyorsam final serisinde oynuyor iki takım. Değişen birşey yok yine Fenerbahçe önde.(Bu yazıyı girdik durum 2-1 oldu
) Bu kadro yine Efes Pilsen ile çekişir. İki takım şampiyonluk mücadelesi verir. Efes Pilsen’in şu anda sadece 2 yenilgisi var. Biri ilk hafta Banvit’ten ikincisi Fenerbahçe Ülker’den. Efes ile başlarsak seri 0-0′dan başlayacak. Efes bizimle eşleşmek istemeyecektir
Galatasaray maçında tek üzüldüğüm nokta Fenerbahçe’liliği tartışılmayacak , canla başla oynayan , Mirsad’ın sakatlanması. 3 hafta oynayamayacakmış. Geçmiş olsun Mirsad Türkcan. Kendine dikkat et , sen bu takıma lazımsın.
Bizim Derbide o kadar olaylar oldu Kabak Lugano’ya Patladı , Ceza sistemimiz korkunç
Galatasaray – fenerbahçe derbi maçında futbol değil olaylar konuşıldu. Birçok oyuncuya haklı olarak cezalar yağdı ama cezalar korkunç. İspanya’da Real Madrid’in (İspanya liginde tuttuğum tek takımdır kendisi) Getafe ile oynadığı müthiş karşılaşmada da olaylar çıktı. Öncelikle maç mükemmel bir maçtı. Real öldü öldü dirildi , maçı izleyemeyenler ve benim gibi yarım yamalak izleyenler çok şey kaybetti. Pepe o maçta yaptığı hareketten dolayı 10 maç ceza aldı. Bizim futbolcuların aldığı cezalara bakın
Sabri’nin aldığı ceza başlı başına komedi. En az 5 maç ceza almasıı gerekirdi.
Futbolu bırak F1′a bak
Formula 1 dünyasında ilginç gelişmeler yaşanıyor. Ferrari tarihinin en kötü başlangıcını yaptı. Geçen sezon hiçbir başarısı olmayan Honda F1 ekibi isim değişikliğinden sonra yeniden doğdu. Brawn takımı iyi işler yapıyor. Red Bull kanatlandırır diye boşu boşuna reklam yapmıyor adamlar. Sebastian Vettel ileride çok önemli bir isim olacağını herkese kanıtladı. BrawnGP ve Red Bull kimsenin beklemediği bir biçimde bu sezonun en bomba takımları. Umarım böyle de gider. Hatta Az önce Ajansspor‘da okuduğum haber : “Sezonun dördüncü ayağı olan Bahreyn Grand Prixi’nde damalı bayrağı ilk sırada gören BrawnGP pilotu, şampiyona lideri Jenson Button 2009′daki üçüncü yarış zaferini elde ederken, Çin’in galibi Re
d Bull pilotu Sebastian Vettel ikinci, Toyota sürücüsü Jarno Trulli ise üçüncü olarak podyuma çıktı.“
Bu sene F1 çok renkli geçecekmiş gibi gözüküyor.
Asrın Derbisi Mi ? Dünya Derbisi Mi ?
10 Nisİster “Asrın Derbisi” diyelim , istersek “Dünya Derbisi” sonuçta bir derbi karşılaşmasının heyecanı bütün Türkiye’yi sarmış durumda. 100 yıldan fazla mazileri olan iki Klüp Fenerbahçe ve Galatasaray Ali Sami Yen’de karşı karşıya gelecekler. Peki derbinin 100. yılında gelinen durum ne ve iki takımın son durumu nasıl ?
Nerede o eski derbiler ?
Öncelikle eski derbilerden biraz söz etmek istiyorum. Yaşımın yettiği kadar ve hatırlayabildiğim kadar geriye gidiyorum. İki taraftarın yan yana maç seyrettiği kavga ve dövüşün olmadığı derbileri malesef hatırlayamıyorum. O zamanlar çok küçük olduğum için sadece babamın anlattıkları kadarını biliyorum. Keşke şimdi de öyle olsa, insanlar kol kola maç seyretse kavga dövüş olmasa diyorum. Ama yakın bir zamanda böyle bir şeyin olması pek mümünatlı görünmüyor. Nedense Türkiye’de Fenerbahçe herkesin düşmanı olarak ilan edildiği için bütün takımlar Fenerbahçe’ye bir parça karşı. Fenerbahçe ksıkanıldığı için midir , yoksa zamanında yöneticilerin takındığı tutumlardan dolayı mıdır nedir bu durum böyle. Fenerbahçeli olanlar ve Fenerbahçeli olmayanlar gibi kesin bir ayrım söz konusu. Ama nisbeten yakın zamanda oynanan bir derbi Fenerbahçe’nin 3-0 geriye düştüğü ve daha sonrasında maçı 4-3 kazandığı derbiyi hayal meyal hatırlıyorum demeyi çok isterdim ama hatırlamıyorum. 3.05.1989 yılında oynanan bu derbide ben henüz 2 yaşımdaydım. Ama daha sonrdan izlediğimde gerçekten güzel maç olmuş. O zamanlar stat ikiye bölünüyormuş. Yarısında Fenerbahçeliler , yarısında Galatasaray’lılar oyuruyormuş. Kısacası o zamanlar bile güzelmiş
.
95-96 Sezonundan Günümüze
En net hatırladığım sezon 95 – 96 sezonu. En eski bu sezona kadar geri dönebiliyorum. Fenerbahçe o sezon Trabzonspor’u yenip şampiyonluğa ulaşmıştı. Eğer Fenerbahçe yenilseydi Trabzonspor şampiyon olacaktı. Tam hatırlamamakla beraber sanırım beraberlik de Trabzonspor’a yarıyordu. İşte Trabzonspor’luların Fenerbahçe’den nefret etmelerinin en önemli nedenlerinden biri budur. Konumuza geri dönecek olursak 95 – 96 sezonundan günümüze Fenerbahçe’nin hemen hemen tüm maçlarını takip ediyorum. Fenerbahçe maçlarına verdiğim parayı biriktirseydim
)) Kesin araba alırdım
) Eğer yanlış saymadıysam bu sezonla birlikte 14 sezon ediyor. 7 kez Galatasaray’ın , 5 Kez de Fenerbahçe’nin şampiyonluğuna tanık oldum. 6-0′lık maçtan diğer maçlara yazacak çok konu var ama ben yavaş yavaş günümüze dönmek istiyorum.
Günümüzde Derbi
Fenerbahçe ve Galatasaray’ın lige havlu attığı , her iki takımın da son çırpınışları olan bu derbi mücadelesi yine olaylı geçecek. Galatasaray taraftarları Emre Belözoğlu’na küfürler yağdıracağı , Lincoln’ü alkışlayıp efsane oyuncuları Bülent Korkmaz’a tepki yağdıracakları bir maç bekliyorum. Son senelerin sonucu en kestirilemez derbisi olarak görülüyorum. Her iki takım da aynı konumda ve iki takımın da birbirinden aman aman bir fark yok. Fenerbahçe’nin psikolojik avantajı , Galatasaray’ın saha avantajı var. Ligin ilk yarısında Fenerbahçe’nin kazanacağı çok yüksek bir ihtimaldi ve nitekim Fenerbahçe 4-1′lik bir skorla kazandı. Bu maç için bir tahminim yok. Beraberliği düşük bir ihtimal olarak görüyorum. Rıdvan Dilmen’e katılıyor ve bu maç üst biter diyorum. Tabi ki gönlümün Fenerbahçe’nin kazanmasından yana ama Fenerbahçe’nin bir haftası bir haftasına uymadığı için nasıl oynayacaklarını kestirmek gerçekten güç. Eskişehir maçındaki gibi oynarlarsa , Aziz Yıldırım’ın fırçasını beklerlerse işimiz zor.
Carlos Varım Dedi !
Fenerbahçe Spor Klubü sosyal sorumluluk çerçevesinde Fenerbahçe’li sunucu Acun Ilıcalı’nın programı olan “Var Mısın Yok Musun ?” yarışmasına katıldılar. Fenerbahçeli sporcuların kutuları açtığı yarışmada yarışan kişi Roberto Carlos’du. Roberto Carlos yarışmadan iyi bir ödülle ayrıldı ve Acun Ilıcalı’nın işitme engelli çocuklar için açtığı okula bu ödül bağışlandı. Fenerbahçe’li futbolcuların ve roberto Carlos’n morali bir parça olsun yerine gelmiş olarak gözüküyordu. Roberto Carlos taraftarlara iki kupayı da alacaklarının sözünü verdi. Gerçekten Eskişehirspor maçında bambaşka bir Carlos vardı sahada. Her zamankinden daha çok mücadele eden ve işini yapmaya çalışan bir Carlos. Galatasaray maçından önceki tek umudum Roberto Carlos .
Fast & Furious
7 Nis
Fast&Furious; veya diğer ismiyle Fast&Furious; 4 adından da anlaşılabileceği gibi The Fast and The Furious serisinin 4. filmi. Bu film de diğer üç film gibi aksiyon yüklü. Serinin ilk filminde rol alan Vin Diesel (Dominic Toretto), Paul Walker (Brian O’Conner),Jordana Brewster (Mia Toretto)ve Michelle Rodriguez (Letty) bu filmde tekrar biraraya gelmiş. Hatırlayacağınız gibi Tokyo Drift’in en son sahnesinde Vin Diesel (Dominic Toretto) görünmüş ve bu filmde oynayacağının sinyallerini vermişti.
Bu film devam filmi özelliği taşıyor olmasına rağmen film , ilk filmden beş yıl sonrasını konu alıyor. Yani benim gibi Fast&Furious; hayranıysanız ve filmleri arka arkaya izlemek isterseniz 1 – 4 – 2 – 3 sırasına göre izlmeniz daha iyi olacaktır.
Filmle ilgili fazla detaya girmek istemiyorum ama serinin en iyi filmi diyebileceğim bir film. Müzikler ve sahneler gerçekten etkileyici.filmin sonunda da izleyenleri bir süpriz bekliyor.Filmin en başında yaşanan olaylar filmin fragmanı olarak izleyicilere sunulmuştu.
İşte o fragmanlar
Color Paper ile geri dönüş
6 NisUzun zamandır doğru düzgün vakit ayıramadığım blog sayfama tekrar yazı yazmaya başlıyorum. Özellikle Açıköğretim sınavları ve yapamam gereken bir çok şey yüzünden uzun zamandır yazı yazamıyordum. Color Paper temasını kendime göre değiştirmek için yaklaşık 1 haftamı harcadım (toplam 3 günlük iş için) ama istediğim gibi bir tema oluşturduğumu düşünüyorum. Psp , İnternet , Firefox ve Teknoloji üzerine olan blog sayfama yeni birkaç birşey eklemek üzere oldğumun haberini vererek yazımı tamamlıyorum.
Patapon 2′nin Çıkışı Yine Ertelendi !
13 Şub
İlk oyunuyla büyük bir beğeni toplayan Patapon’un devam oyunu olan Patapon 2′nin çıkışı yine ertelendi. Japon oyunseverler için 27 Kasım 2008 tarihinde sunulan Patapon 2′nin Avrupa Çıkış Tarihi olarak 28 Kasım 2008 tarihi belirlenmişti. Daha sonra Avrupa için 13 Şubat 2009′a ertelenen Patapon 2 isimli oyuna bir erteleme daha geldi.Patapon 2′nin 13 Mart 2009 tarihinde Avrupa’da piyasaya sürülmesi bekleniyor.
Türkiye’de oyunseverler oyunun Japonca versiyonunu indirip oynamışlar fakat menünün Japonca olmasından dolayı büyük bir sıkıntı çekmişlerdi. Patapon 2′de göze çarpan yeni özellikler ise Çoklu oyuncu Modu ve daha kolay “Fever” moda geçilmesi.Ayrıca yeni “Patapon”lar da oyuna eklenmiş.









